Halim ahvalim…

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.

Zilzal Suresi 7.-8. Ayet

Söze, cümleye, bu satırlara nasıl başlanır bilemediğim için yüce Kur’an-ı Kerim’den 2 ayetle ve Rabbimin kelâmıyla başlamak istedim.

Beni bilen abilerim, ablalarım, dostlarım, akranlarım ve arkadaşlarım az çok başımdan geçen sıkıntıları biliyorlar. Ancak buradan yazmanın anlamlı olabileceğini ve şu an konuşabilecek birilerinin olmayışı, beni bu yazıyı gözlerimden yaşlar süzülerek kaleme almama sebep oldu.

Diyebilirsiniz ki;  Mahrem konularını ve kendi ailevi meselelerini neden buraya taşıyorsun?”. Ancak benim en iyi dertleştiğim, halimi ahvalimi en cesurca anlatabildiğim tek yer burası. Yaşadıklarımı ve sıkıntılarımı; beni bilen, burayı takip eden herkesin öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Uzun bir zamandır canım annemin rahatsızlığı ve ailemizin zor günler geçirdiğini az çok çevremdeki bir çok insan biliyor. Sırf bu yüzden psikolojik olarak sıkıntılı bir süreçten geçiyorum. Sağolsunlar arayanlar, soranlar, dua edenler ve bu yönde telkinlerde bulunanlar çokça… Onlara da buradan teşekkürlerimi ve minnettar olduğumu bildirmek isterim.

Bu dünyada yaşanabilecek en büyük acılardan birisi ölümdür. Bunun farkındayım. Ancak ölüm gibi ağır, ölüm gibi insanı yıkan, ölüm gibi insanı derinden etkileyen, ölüm gibi dünyamızı alt üst eden bir mesele de maalesef ve ne yazık ki benim başıma geldi. Dün itibariyle 5 ayını dolduran nişanlımla yollarımızı ayırdık. Bu ne benim ve ailemin istediği, ne onayladığımız, ne de çevremdeki hiçbir insanın başına gelmesini istemeyeceğim bir durum. Karşılıklı problemlerin neticesi olarak böyle bir sona geldik. Kendi kararını açıkladı ve benim o dakikadan sonra bu kararını geri döndürecek manada bir çabam ne yazık ki işe yaramadı… Takdir edersiniz ki bu bir insanın yaşayabileceği en ağır olaylardan birisi…

Bu konuda söyleyebileceğim tek şey çok sevdiğim bir ağabeyimin bana her konuşmamızda söylediği bir söz;

Ne yaparsan yap, “kendine yakışanı” yap.

Geldiğimiz bu noktada birey olarak yapabileceğim maalesef başka bir şey kalmadı. Bundan sonra yoluma bakmaktan, hayatıma yeni bir sayfa açmaktan ve doğru bildiğim şeyleri yapmaya devam etmekten başka bir çarem yok.

Bu satırları İstanbul’dan Ankara’ya yolculuğumda yazıyorum. Beni arayan, mesaj atan ve ilgilenen dostlarım sayesinde kendime gelmeye çalışıyorum. Rabbim’den isteğim, dakika dakika yaklaştığım Ankara’da yeni bir hayat kurmak ve yaşanılan sıkıntıları, acıları, problemleri bir an önce atlatmak…

Bunları bir kez daha tekrarlamakta fayda var. Beni sıkıntılı zamanlarımda ve dün itibariyle arayan, soran, mesaj atan, telkinleriyle ve dualarıyla yanımda olan tüm dostlarıma teşekkür ederim. Rabbim hepsinden inşaAllah razı olsun.

Dualarınızı ve manevi desteğinizi bekliyorum.

Selamlar,sevgiler…

Nerelerdeyim?

Üzülme! Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur. Hz. Mevlana

Uzun zamandır buraya bir şeyler karalayamıyorum. Açıkçası kısa bir süredir ne yaptığım işten, ne yaşantımdan ne de yaşadığım mutluluklardan keyif alamıyorum. Ailecek çok sıkıntılı vakitler geçiriyoruz. Beni ve bizi bilen dostlarım sağolsunlar, maddi ve manevi yardımlarını esirgemediler. Çok fazla detaya girmeden bu yazıyı okuyan dostlarımdan tek isteğim; duanızda, iyi dileklerinizde beni ve ailemi unutmamanız.

Sıkıntılı vakitlerin ve musibetlerin, anlamı olduğunu bilmesem sanırım şu an hayatta olmazdım. Tüm bunların gelip geçici ve bir imtihan olduğunu düşünerek hayatıma devam etmekten başka çaremin olmadığını biliyorum.

Dualarınızda unutulmamak temennisiyle…

Eğer…

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

sen bir İNSAN olursun oğlum…

Rudyard Kipling