Kusura bakma, ekmeğine mani oldum!

Uzun süredir böyle bir yazı yazmayı planlıyor, fakat işlerimin yoğunluğundan yazmaya vakit bulamamıştım. Başlık yanlış anlaşılmasın, kimsenin ekmeğine mani olmadım, olmak gibi bir amacım da olmadı hiçbir zaman.

Uzun süredir bir büyüğüm ve kadim dostum olarak bildiğim, girişimci ve etraflıca sevilen bir insanın mantıksız hareketlerine şahit oldum.

Mizacım gereği insanlarla mümkün olduğu kadarıyla ve yapmacık hareketlere meyil vermeden dostluk kurmaya çalışıyorum. Söz konusu kişi de çalışmalarından ötürü sevdiğim, saydığım ve saygı duyduğum bir büyüğümdü.

Ramazan öncesi, kendisiyle ve ortak 3-4 arkadaşımızla olan bir görüşmede bir süre sonra gerçekleştirmek istediği bir projeyi samimi bularak anlattı. Ortamda ortak arkadaşların olması nedeniyle rahat olduğu için projeyle ilgili temel bilgileri aktardı. Nasıl olur?, Tutulur mu?, Nasıl bir yol izlemeliyiz? gibi sorularla biraz hasbihal ettik. Velhasıl, konuşma sonrası kafamda söz konusu kişinin böyle bir projeyi gerçekleştirmek istediği ve projeye başladığı fikri oluştu.

Aynı gün içerisinde çok sevdiğim bir kardeşim İstanbul’a stajını tamamlamak üzere evimize geldi. 1 ay kalacak ve stajı sırasında da projeleri için görüşmeler yapacaktı. Geldikten birkaç gün sonra projelerini anlatmaya ve paylaşmaya başladı. İyimserliğinden ve kardeşlik sevgisinden şüphe etmediğim için ben de ileriye yönelik yapmak istediğim planlarımı ve projelerimi anlattım. Karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde birbirimizden görüş aldığımız birçok proje konusu geçti.

Hatta projelerinden bir tanesi de söz konusu kişinin görüşme sırasında bana anlattığı ve benimle paylaştığı projenin benzeri. Kardeşim olarak gördüğüm bu kişi, söz konusu anlatılan ve benzer olan projeye benim de dahil olmamı ve  birlikte yapabileceğimizi söyledi. Ancak proje daha önce sözü geçen kişinin projesiyle hemen aynı oldu için, tereddütte kaldım. Sonuç olarak projeyle alakalı birşeyler konuşmamıza rağmen hiçbir çalışma yapmadık. Projeye dahil edilecek tüm kişilerin de ortak görüşü, aynı projeyi falanca kişi yapıyorsa doğru olmaz şeklindeydi.

Zaten bu süreç içerisinde ben sağlık sorunlarım nedeniyle Denizli’ye gelmiştim. Söz konusu kişiye bu tarzda bir çalışma düşünülüyor diye anlatacak ne vaktim ne de fırsatım olmadı.

Gel zaman git zaman projeyle alakalı hiçbir şey yapılmadı. Çünkü yapılmayacaktı! Sonra hiç tahmin etmediğim bir zamanda, Ramazan bayramı günü bir hışımla beni arayan kişi  söz konusu projesini anlatan kişiydi. Projeyi neden geliştirdiğimle alakalı aradığını söyledi. “Söz konusu bir proje olmadığını, sen böyle bir proje geliştirdiğini benimle paylaştığın için, biz de projeden vazgeçtik.” doğrultuda açıklama yaptım.

Olayların böyle seyretmesi proje sahibinin hakkımda olumsuz düşünmesine sebep oldu. Hatta çevrelerimizin bir kısmının ortak olması nedeniyle yakın arkadaşlarımdan, hakkımda asılsız konuştuğu bilgisi dahi geldi. Kendisiyle defalarca konuşup, durumu izah etmeye çalışsam da, hırs mı denir kıskançlık mı denir bilemiyorum ama bu sebepten ötürü mantık ve anlayış noktalarını kapattığı için kendisiyle olan muhabbetimi sona erdirdim.

Bu olayı burada yazmamın sebebi, böyle bir durumdan rahatsız olmam. Benim kimseden habersiz yaptığım ya da gerçekleştirdiğim bir proje yok. Kim ne yaptığımı gayet iyi biliyor. Bilen insanlar projelerim ve çalışmalarım hakkında olumlu – olumsuz yorum yapıyor.

Çok şükür hiç kimseye hesabını veremeyeceğim bir durum yok. Vicdanım rahat ve elimden gelen açıklamayı yaptığımı düşünüyorum.

Bana Sen Lazımsın!

Kendime nottur, kendime pöykürüş, kendime haykırıştır. İstemeyen okumayabilir, es geçebilir, vazgeçebilir, her bi’ şey edebilir.

Bana sen lazımsın.

Bak az önce medya oynatıcısında, Rafet El Roman – Bana Sen Lazımsın çalıyordu. Oradan aklımda geldi yazayım dedim. Cidden bak, bana sen lazımsın.

Bir başkası lazım değil, aslında lazım ama şimdilik değil (: … Kendine iyi bak olur mu? Başkalarının pohpohlamasına gerek yok. Sen kendine zaten dikkat edebilir, kendini en iyi yerlere getirebilecek çalışmaları zaten yaparsın. Buna inanıyorum.

Aslında sen şu an olduğun konumda bile iyisin. Ama bundan daha iyi yerlere gelmeye de hakkın var hani. Zaten inanıyorum daha iyi yerlere gelebileceğine de. Ama şu kendini umursamaz hallerin varya, o beni çok üzüyor. Onlardan kurtulmalısın. Onları bitirmelisin artık. Melankolik bir hava esti mi dışarı çıkmalısın, havanın soğuk olmasına aldırmamalısın. Yüzünü çatlatan soğuğa inat, “Ben Varım!” demelisin.

Diyemesen de gülmelisin, tebessüm etmelisin. Bak buradayım demelisin. Sonra hızlıca ama emin adımlarla yürümelisin. Dolaşmalısın, kendini bulmalısın her adımda. Gözyaşı bitti, sıkıntı bitti, vicdan azabı bitti, umutsuzluk bitti, ümitsizlik bitti demelisin her adımda. Adımların gittikçe daha iyi yere kuvvet uygulamalı. Kuvvet uygularken yeri bile incitmemelisin. İncitmek derken aklıma geldi. Artık hiçbir şeyden incinmemelisin. Bilmelisin ki hepsinin bir sebebi var. Nedeni, sonucu var.

Gittiğin yerlere mutluluk götürmelisin. Ağzından her kelime çıktığında insanlar kulak kesilmeli. Seni dinledikçe umutla dolmalılar. Yüzüne bakan mutlu olmalı, seni görmeyen bile mutlu olmalı. Çünkü bunu zaten yapabilirsin. Yapabilirsin deyince aklıma geldi. Kendine güvenmelisin. Yapabilirim demelisin. Çünkü yapabilirsin. Ama aşırı güvene kapılmamalısın. Kendini beğenmemeli, kimseyi hor görmemelisin. Başkalarının iyi yaptığı şeyleri örnek almalı, kıskanmamalısın. Hatt desteklemelisin. Kötü yapılan şeyleri ise kaldırıp atmamalısın, önce düşünüp gerçekten yanlış olup olmadığını defalarca kez kontrol etmelisin. Çünkü sana göre yanlış, belki başkasına göre doğrudur. Başkasının doğrularına önem ver. Başkasının doğrularına önem verirsen, ona önem vermiş olursun. Ona önem verirsen, arkadaşlığına dostluğuna önem verirsin. Buna önem verirsen, kendine önem vermiş olursun. Kendine önem vermiş olursan, yaradana önem vermiş olursun.

Önem sırası en sona ulaştığında daima mutlu olursun. Ki zaten bunları yapabilirsin. Çünkü güveniyorum sana. Çünkü kendinin tek çıkış yolu sensin. Çünkü sen umut edilensin, çünkü sen güvenilensin. Çünkü seviliyorsun. Çünkü insanlar senin için, çünkü herşey senin için…

Çünkü, çünkü, çünkü…

Velhasıl, seni seviyorum dostum.

Deplasmanda Plasebo..!

Dublörün Dilemması adlı kitabıyla dikkatimi(zi) çeken Murat Menteş‘in ilginç bir şiiriyle karşılaştık ve karşılaşıyoruz uzun süredir…

İnsanlara anlatacağı mevzuları mizahi bir teoriyle aktaran ilginç bir adam. Kardeşim Menteş Amca diyor :)

Okumanızı ve anlam çıkarmanızı istediğim o şiiri işte!..

Allah’ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy’deyim stop.

allah’ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
“deplasmandır bu dünya” diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

allah’ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah’ım bizler senin
falsolu kullarınız, n’olur bizden razı ol.